|
Apr. 13
|
|
|
ali sönmezwrote:
BEKLEYİŞ
Yaşadığım şehrin bir gecesine Karbeyaz çiçekler takıver artık Yazdığım şiirin bir hecesine Duyğu seli ol da akıver artık.. Kirpiğimde böyle aısılı kalma Yıllar geçiyor yar, gönlümde solma Umutsuz günlere yoldaşım olma Küllenmiş ateş yakıver artık.. Ben bekledim, yıllar bekledi Bu ıssız sokaklar, yollar bekledi Baharlar bekledi güller bekledi Ansızın bir yerden çıkıver artık.. Gel de, başımda kara bulut ol İstersen hüsran ol, ister umut ol Bu zor sorulara gel de yanıt ol Ya da şu ipimi çekiver artık.. Ne aşkı tanırım, ne sevda beni Umurumda değil bilmem rengini Monoton ömrümün şu ahangini Bir yerlerden çık da, yıkıver artık.. Ali SÖNMEZ
Mar. 11
|
|
|
islam nurdur .wrote:
AŞK
Aşk ezelden beri var olan… Ezelden beri var olmakla beraber ebede kadar uzanacak bir mana… Hayattan aşkı çıkarırsanız geriye ne kalır. Aşk vücuttaki ruh, bedendeki kalp, zulmetin içindeki nur gibidir… Yusuf’un kuyuya atılmasına sebep Yakup’un aşkıydı. Bir gönülde iki sevgiydi Yakup’unki… Yakup’u kıskanmıştı Rabbi… Yusuf’u kuyudan çıkaran ve onu Mısır’a sultan eden aşktı… Aşk cilvelerini gösteriyordu her yerde ve her zaman... Rabbini mi Züleyha’yı mı isteyecekti Yusuf? Züleyha’da aşkın girdabındaydı. Gerçek Maşuk mu yoksa Yusuf mu? O da imtihanını aşkla verdi. Kardeşleri de sevmişti; dünyayı ve içindekileri… Onlarda aşkın kurbanıydı. Yüce dost ve Sevgili(as) buyurmamış mıydı ki:”Dünya sevgisi bütün hataların başıdır.” Lisanı halleri ile “sadakte” dedi, Yusuf’un kardeşleri... İbrahim’i ateşe atan saik kendisine “dostum” dediği Dostuna olan aşkıydı. İbrahim’in aşkı ateşi yaktı. Nuh’un tufanı aşka kadir kıymet bilmeyenlerin suratına indi, aşk ile yürüdü gemi. Sahili selamete çıkarmıştı aşk için yanan yürekleri. “Milletimin imanını selamette görürsem cehennemin alevleri arasında yanmaya razıyım”diyen aşk ile kavrulmuş bir yürekti. Ki biliyordu cehennemin alevleri bile aşk ile sönecekti... Yavrusu için gagasında ve kursağında taneleri taşıyanlar aşkın ve şefkatin bestesini yazdı. Güneş arzı ışıklarıyla sarmalıyıp ilan-ı aşk etti; yeryüzünün çiçekleri tebessümleriyle bu ilan-ı aşka, bilmukabele deyip karşılık verdi…“Gözyaşı cehennemin alevlerini söndürür” dedi, Habib-i Zişan Efendimiz; aşkın gözyaşı ile mücessem olmuş halini nida etti; Güzeller Güzeli… Yürekte aşk olmazsa gözyaşı da olmazdı. Sonra ciğerparesini toprağa verirken “Göz yaşarır kalp sızlar.”dedi, yaşardı gözleri sızladı kalbi… Aşk sadece Yusuf’u ve çevresindekileri sarmamıştı. Ezelden geliyordu. İlk seven âlemlerin rabbiydi.”Ben gizli bir hazineydim bilinmeyi sevdim ve kâinatı yarattım” diyerek var oluşun aslının aşk olduğunu bildirdi. Aşkın tecellileri Mahbub’u Hakiki’den bütün âlemleri sarmaya başladı. Bir anne yavrusunu aşkın olan aşk tecellisi ile sevdi. Yavru annenin yüreğini aşkla hissetti. Gözyaşlarında hep aşk vardı. Özlüyordu yavrusunu anne ayrı kalınca. Özlemenin adı aşk oldu. Vatanı için çarpıyordu bir askerin yüreği. Vatan aşk oldu, şahadet aşk oldu, ölüm aşk oldu... Bir çiçeğe bakan nazar aşk oldu. Çiçek süslenerek en güzel libaslarını giydi. Aşkın cilvesiyle çekti nazarları üstüne. Nazar aşk oldu. Karıncalar çırpındı bir tane için, tane aşk oldu. Yaşama arzusu aşk oldu… Ta uzandı sonsuzluğa… Yüreğimizi hissettiğimizde yüreğin en derinliklerinde, bir annenin yavrusu için çırpınışında, güle bakıp gülün arkasındaki gülü(a.s) gördüğümüzde, aşkı hissedelim ve bu aşklarında arkasındaki hakiki Maşuk’u görüp; çıkaralım aşkın tadını…
Feb. 28
|